000000

Sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 travesti öldürüldü

Sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 travesti öldürüldü

Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Cinsel Eğitim Tedavi Ve Araştırma Derneği, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü için ortak bir açıklama yaptı.

Transeksüaliteyle ilgili bilimsel ve hukuki bilgilerin aktarıldığı açıklamada “Trans bireylerin yaşadıkları toplumsal, hukuksal ve politik ayrımcılık sadece psikiyatrinin değil sosyal bilimlerin de konusudur. Bu konuda yapılabilecek çok disiplinli çalışmaların, transseksüel bireylerin sorunlarına çözüm bulunmasında ve transfobinin ortadan kaldırılmasında rehber olacağını düşünüyoruz” denildi.

Açıklamada yasal düzlemde trans bireyler için hak ihlali olan fertilite şartının kalkması, nefret söylemlerinin ve suçlarının haksız tahrik indirimleri ile ödüllendirilmesi yerine cezaların ağırlaştırılarak caydırıcılık kazanması, sağlık alanında travestiler in ihtiyaçlarını sağlayabilecek yeterlilikte trans pozitif sağlık hizmet alanlarının desteklenmesi, trans bireylerin eşit vatandaşlık haklarına sahip olmaları ve devlet temelli ayrımcılığa son verilmesini istendi.

Sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 travesti öldürüldü

Sağlık örgütlerinin ortak açıklamasında Türkiye’de son sekiz yılda nefret cinayetlerinde 36 trans bireyin öldürüldüğünü hatırlatırken, medyanın sorumluluklarında vurgu yapıldı.

“Medyada istanbul travestileri  yönelik marjinal yaftalamaların engellenmesi ve doğru bilgilendirmenin yapılması, hem geleneksel cinsel kimlik  travesti  esnekleşmesine ve transseksüalitenin toplum gözünde normalleşmesine, hem  kendini tanıma ve adlandırma sürecinde olan ve yardım arayan travesti  bireylerin içselleştirdikleri olumsuz yaftalarla kendilerinden utanmalarını engellemeye, hatta doğru tedavi merkezlerine yönlenmelerine yardımcı olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

“Cinsiyet kimliğinin gizlenmesi sağlıklı bir yaşam değil”

Transeksüalitenin “Kişinin kendi bedensel cinsiyetinden hoşnut olmaması, karşı cinsin ankara travestileri bedenine sahip olma ve toplumda karşı cinsten birisi olarak kabul görme isteği, bu isteğin yaşamın her alanında sürekli olması ve buna cinsiyet kimliği sıkıntısının eşlik etmesi” olarak tanımlandığı açıklamada trans bireylere yönelik ayrımcı söyleme dikkat çekildi:

“Cinsiyet kimliğimiz, yani bedenimizi ve benliğimizi bir cinsiyet üzerinde algılayışımız, seçim yaparak karar verebileceğimiz, dolayısı ile değiştirebileceğimiz bir özellik değildir. Cinsiyet kimliği, kişinin öznel kimliğinin bir parçası olduğu için transseksüellik de tam zamanlı, yaşamın özel ve kamusal alanlarını kapsayan, bir kimlik ve varoluş biçimidir. Herhangi bir kişinin cinsiyet kimliğini veya cinsel yönelimini gizleyerek sağlıklı bir yaşam sürebilmesi gerçekçi değildir.”

Sağlık hizmetleri yetersiz

Cinsiyet geçişi ameliyatı olmak isteyenlerin “üreme yeteneğinden kalıcı olarak yoksun travesti siteleri olması” şartının bilimsel hiçbir geçerliliği olmadığı belirtilirken, sağlık hizmetlerinde süren ayrımcılıklara da değinildi:

“Toplumsal hayatın her alanında travmatize edilen, yok sayılan trans bireyler, pek çok devlet hastanesinde cinsiyet dönüşümü sürecinde hormon ve cerrahi tedavileri için genel sağlık sigortalarından yararlanamamakta, trans bireylerin ihtiyaç duydukları bakım hizmetleri konusunda psikiyatri, endokrinoloji, üroloji, jinekoloji ve tedavi sonrasında izlemlerini yapacak aile hekimliği alanlarında yeterli donanıma sahip uzman personelin kısıtlı olması gibi nedenlerle sağlık hizmetlerine erişim konusunda da zorluk yaşamakta ve hak ihlallerine maruz kalmaktadırlar.” blog travesti

00000

Travesti Şubat ayında açılan Misafirhaneleri için dayanışacak

Travesti Şubat ayında açılan Misafirhaneleri için dayanışacak

Travesti Misafirhanesi ile dayanışmak için, ilki gerçekleşecek travesti  ve gey defilesinin son provası bugün yapıldı. Modeller podyumu sallamaya hazır: Dik yürü, dön, bravo!
Modeller kıyafetlerini giyerken arkadaşlarına yardım ediyor
Dünya çapında nefret suçu mağduru transları anmak için çeşitli etkinliklerin yapıldığı 20 Kasım, bu yıl İstanbul’da bir ilke sahne olacak. Trans kadınlar ve geyler büyük bir yardımlaşma defilesiyle hem yaşamını yitiren trans kadınları anacak; hem de geçtiğimiz yıl Şubat ayında açılan Trans Misafirhanesi ile dayanışacak.
Bu büyük defileye aylardır hazırlanan istanbul travestileri son provası bugün Onİstanbul’da gerçekleşti. 45 travesti ve gey model kıyafetleri denedi, “kader anı” olarak gördükleri defile günü öncesinde hazırlıklarını tamamladı.
Hürrem Sultan da modeller arasında
“Dik yürü, geri dön, evet bravo!”
Provalardaki en yoğun duygu heyecan. Modeller bir yandan kıyafetleri deniyor; bir yandan da heyecanlarını gidermek için birbirleriyle şakalaşıyor. Defilenin sanat yönetmeni Ebru Tozbey’in yönetimiyle işler büyük bir profesyonellikle ilerliyor.
Daha önce çeşitli güzellik yarışmalarının ve defilelerin sanat yönetmenliğini de üstlenen Tozbey deyim yerindeyse modelleri “sınırlarının ötesine kadar” zorluyor. Mekandaki gülüşmelere Tozbey’in “Dik yürü. Güzel. Şimdi dön. Evet, topla eteğini. Bravo. Sıradaki niye ankara travestileri geç kaldı. Evet sen, dik yürü…” sözleri eşlik ediyor.
Hayatta olduğu gibi podyumda da dik durmak…
Tozbey, birçok farklı işte çalışmasına rağmen bu defilede özellikle yer almak istediğini söylüyor. Sebebi ise Tozbey’in ifadesiyle şöyle:
“Ben her şeyden önce onların yüreğini çok sevdim. Defilede de onların hayattaki onurlu ve gururlu duruşlarını yansıtmaya çalışıyoruz. Hayatta olduğu gibi podyumda da dik dursunlar, izleyiciye böyle bir görüntü sunsunlar diye uğraşıyorum.”
Provalara basının ilgisi yoğundu
Dört bir yandan model ve modacılar defilede
Defile için Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından onlarca model İstanbul’da buluştu. Modeller ilk kıyafetlerini kendi paralarıyla kendileri dikmişler. Diğer kıyafetler için yine ülkenin dört bir yanından modacılar çalışmış. Gelemeyen modacılar ise kıyafetlerini bağışlamış.
Kıyafetlerde de büyük bir çeşitlilik göze çarpıyor. Bir bakıyorsunuz podyumda işlemeli ve taşlı kıyafetiyle Hürrem Sultan yürüyor; bir bakıyorsunuz mini, tüylü, beyaz elbisesi ve travesti haberleri kanatlarıyla bir melek sizi selamlamış.
Nefret suçu mağduru translar da anılacak
Kızlar önde prova alırken; sahne gerisinde de dans çalışmaları ve gecenin sürpriz gösterisinin hazırlıkları sürüyor. Yarın gerçekleşecek defilenin en büyük sürprizlerinden birisi 20 Kasım’ın ruhuna yaraşır bir şekilde anma performansı olacak. Performansın detaylarının basına yansımaması konusunda hummalı bir çalışma sürse de; beyazlar içindeki modeller; nefret cinayeti sonucu yaşamını yitiren trans kadınların fotoğraflarından oluşan bir fotoğrafı giyen bir travestiler nasıl bir performans olacağı konusunda birtakım ipuçları veriyor.
Defilenin mimarlarından Öykü Ay, heyecanlı bir şekilde sürekli bir yerlere koşturuyor. Azıcık dinlenmek için oturduğunda ise; basın hemen başına üşüşüyor. Şimdiye kadarki provalar basına kapalı bir şekilde yapılmış. Ancak son provada basının görüntü almasına izin veriliyor. Bütün kıyafetler sergilenmese de; modeller tanıtacakları ilk kıyafetlerle poz veriyor.
“Artık 3. sayfa haberi olmak istemiyoruz”
Bu dinlenmelerin birinde konuştuğumuz Öykü, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’ne denk gelmesinden ötürü çok heyecanlı. Etkinlik detaylarına ilişkin bilgi veriyor. Bir yandan da hep aynı mesajı yineliyor: “Yaşamak istiyoruz! Artık 3. sayfa, cinayet haberleri olmaktan çıkmamız lazım.” blog travesti

katolik-kilisesi-escinsellere-kucak-aciyor-4871313 (1)

Travesti evlenmedikleri sürece eşcinsellere kucak açılacak

Travesti evlenmedikleri sürece eşcinsellere kucak açılacak

 Geçtiğimiz hafta ailevi meselelere ilişkin doktrinleri tartışmak için olağanüstü toplanan Katolik Piskoposlar Sinodu’nun (Meclisi) ara raporunda, travesti ve eşcinsellere  yönelik yumuşak bir dil kullanıldı. Evlenmedikleri sürece eşcinsellere kucak açılması gerektiğinin belirtildiği rapor, “Kilise’de tsunami”, tutucu bazı kardinaller nezdinde ise “İhanet” olarak karşılandı.
Papa Francesco’nun çağrısı üzerine Vatikan’da 5 Ekim’de toplanan Ruhani Meclis, Katolik Kilisesi’nin 2 bin yıllık tarihinde ilk kez eşcinseller, nikahsız birlikte yaşayanlar, boşanmışlar ve laik evlilik yapanlara ilişkin ılımlı mesajlar verdi. Tarihinde 3’üncü kez olağanüstü toplanan ve 19 Ekim’de nihai bir raporla son bulacak olan Sinod’daki tartışmaların sonucu hazırlanan ve doktrinel değişimin işareti olmasa da ‘yeni bir dil’ içeren ara rapor, Genel Raportör Kardinal Peter Erdö tarafından okundu.
1 milyar 200 milyon inananı bulunan Katolik Kilisesi’nin uzun yıllar vizyonunu belirleyecek olan Sinod’dan asıl reform beklentisi, boşanmışların yeniden kiliseye kabulü idi. Buna karşın, şaşırtıcı bir şekilde eşcinsellere yönelik ‘açılım’ yapılması, ‘tsunami’ olarak yorumlandı.
EŞCİNSELLERİ KUCAKLAMAK
Eşcinsel evliliklere net bir biçimde karşı çıkılsa da rapor, Papa Francesco’nun, geçen yıl göreve gelmesinden yaklaşık 4 ay sonra, “Ben kimim ki travesti haberleri  eşcinselleri yargılayayım” açıklamasıyla örtüşür ifadeler içerdi. 12 sayfalık raporun “Eşcinselleri kucaklamak” başlıklı bölümünde, “Eşcinsel kişiler, Hristiyan toplumuna katkıda bulunacak yetenek ve kaliteye sahiptir. Peki Kilise, bu insanları kucaklayabilecek mi? Cemaatlerimizde onlara kardeşçe bir yer travesti siteleri açabilecek miyiz?” denildi.
Eşcinseller arasındaki evliliğin, bir kadın ve erkek arasındakiyle denk tutulamaz olduğu da vurgulanırken, Katolikliğin öngördüğü aile ve evlilik öğretilerinden ödün vermeden, bu kişilere ve nikahsız beraber yaşayanlara ‘temkinli’, travesti ancak ılımlı yaklaşılması gerektiğinin altı çizildi. istanbul travestileri Raporda ayrıca, boşanmışlar, ayrı yaşayan çiftler, yeninden evlenememişler ve boşanıp evlenenler, “yaralı aileler” olarak tanımlanırken, onların iyileştirilmesi gerektiği de vurgulandı.
MANİPÜLASYON VE SANSÜR İSYANI
Öte yandan, hararetli tartışmaların süregeldiği meclise katılan Kardinal Vingt-Trois Burke, burada ele alınanların manipüle edilerek kamuoyuna aktarıldığını öne sürerken, “O halde burada tüm konuşulanların tam metnini biz kamuoyuyla paylaşırız” tehdidinde bulundu. İnanç Doktrini Kongregasyonu Başkanı Kardinal Gerhard Müller ise, burada konuşulanların tüm Katolikleri ilgilendirmesine rağmen sadece kabataslak bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasına isyan ederek, “Bütün Hristiyanların, piskoposlarının yaptığı konuşmalardan haberdar olmaya hakkı var” ifadeleriyle Vatikan’ın tutumunu eleştirmişti.blog travesti

111

Travesti , bizlerin hakkını savunanlar ahlaksız mı oluyor

Travesti , bizlerin hakkını savunanlar ahlaksız mı oluyor

Meclis’te ise travesti ve eşcinselleri savunacak vekil aranıyor..Milletin meclisinde gündeme gelen konulara bakar mısınız? AB, cinsel sapkın ve sapıkların korunması için Tiran’da yapılacak zirveye milletin vekillerini istiyor… Bu yazılı talep Meclis’te yazışmalara dökülüp, “tasvibe” sunuluyor. Bu “Ahlaksız teklif” ne bu millete ne de bu milletin meclisine yakışmıyor. Cenab-ı Allah’ın lanet ettiği, kavimlerin helak olduğu nahoş bir durumla ilgili AB seminerinde Türkiye’nin temsil edilmesi talebinin tutanaklara geçmesi bile bu necip millete ve inancına yapılacak büyük bir hakaret hükmündedir. Meclis’in manevi şahsiyetine ve saygınlığına gölge düşüren bu hususu hangi iman ehli “tasvip” edebilir. Maalesef oylama yapılmış ve belki de bu oylamanın ne anlama geldiğini bile düşünmeden eller “kabul” için kalkabilmiş…blog travesti
İşte hedefinizdeki ab…
Türkiye’de iktidar, AB Hedefi ve AB Bakanlığı diye gayretli çalışmalar yapadursun, AB ise eşcilsel hakları için bastırıyor. Meclis de AB’nin ahlâksızlığı yayma çalışmalarına alet olarak konuyu Genel Kurul’da oylayarak bir skandala imza attı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek. “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (yani sapkın grupların) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Al muhalefeti vur iktidara!
travesti Eşcinsel hakları (LGB istanbul travestileri İ) savunma seminerine katılım için TBMM’de oylama noktasına vardı. Söz konusu grupların “haklarını” savunmak konusunda birbiriyle yarışan Meclis içi muhalefet, daha önce Meclis’e “eşcinsel komisyonu kurulsun” önerisinde bulunmuşlardı. İktidar AB Uyum Kanunları, AB Müzakereleri gerekçesiyle sapkınlığın yaygınlaşmasının önünü açarken, Mayıs ayı içerisinde CHP Milletvekili Binnaz Toprak, LGBTİ bireyleriyle ilgili araştırma komisyonu kurulması için önerge vermiş, HDP’li Ertuğrul Kürkçü de destek çıkmıştı. Geçtiğimiz 30 Mart seçimlerinde HDP, birçok eşcinseli il ve ilçe meclis üyelerine aday göstermişti. CHP’li bazı vekiller de eşcinsel eylemlerine destek vererek, bu durumun normal olduğunu halka anlatmaya çalışmıştı.
Türkiye’de iktidar, AB Hedefi ve AB Bakanlığı diye gayretli çalışmalar yapadursun, AB ise eşcinsel hakları için bastırıyor. Meclis’te AB’nin ahlaksızlığı yayma çalışmalarına alet olarak konuyu Genel Kurul’da oylayarak bir skandala imza attı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek.
“Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Türkiye’nin Batılılaşma hedefi ve yarım asırlık Avrupa Birliği’ne üyelik hedef, tutku ve süreci Müslüman Türk toplum yapısını dinamitleyecek noktaya varıyor. Tamamı Hıristiyan ülkelerin tabii, doğal bir Birliği olarak Avrupa Birliği (AB), Selçuklu ve Osmanlı tarihinden dolayı İslam dünyasına öncü ve liderlik potansiyeli taşıyan tek Müslüman ülkesi Türkiye’yi yarım asırdır kapısında tutarken, diğer yandan da ülkede ahlaksızlığın yaygınlaşması için İktidara ve Meclis’e bastırıyor. AB’nin ahlaksızlığı yayma ve savunma çalışmalarına Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de alet oldu. Avrupa Parlamentosu Katılım Öncesi Eylem Birimi tarafından 21 Kasım’da Arnavutluk’ta yapılacak olan “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTİ (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) dahil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” konulu seminerde TBMM de temsil edilecek. Meclis şimdi ahlaksızlık için Türkiye’yi temsil edecek milletvekili arıyor.
Başörtüsüne hayır diyen ab, ‘eşcinsel haklarında’ şahin!
İnanç ve ibadet özgürlüğü, başörtüsü, çalışma hayatındaki haksızlıklar konusunda sade suya tirit açıklamalar yapan AB ülkeleri, sıra Türkiye’de aileyi, neslin korunmasını ve dini ve ahlaki değerleri yok etme ve sözde “eşcinsellik haklarına” gelince aslan kesiliyor. İfsat faaliyetlerinde AB Kriterlerini Türkiye’nin önüne koyan Batılı ülkeler, “LGBTİ üyelerinin haklarına sahip çıkılmıyor” baskısında başarıya ulaşmış görünüyor. Avrupa asimile ediyor, entengre ediyor, sonunda da oriente ediyor. Yani içine aldığı toplumu kimyavi kavramlarla başkalaştırıyor. Hatırlanacağı gibi AB’nin 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda LGBTİ haklarına geniş yer verilmişti. Raporda, ‘işlenen suçların cezasız kalması’, ‘nefret cinayetlerinin faillerinin ceza indirimlerinden yararlanması’, ‘cinsel yönelimi nedeniyle işten atılan kamu görevlileri’, ‘trans geçiş sürecinde yaşatılan ihlaller’ ve ‘ayrımcılığa karşı hiçbir yasal ve politik korumanın olmaması’ konuları altında Türkiye ağır bir dille eleştirilmiş ve bu konularda çalışma yapması istenmişti. Vatandaşların birçok sorunu varken AB’nin LGBTİ üyelerinin haklarını cansiperane savunması dikkat çekmişti. AB, Türkiye’de eşcinsellere karşı işlenen suçların cezasız kaldığını iddia ederek, bu alanda da gerekenlerin yapılmasını istemişti. Ayrıca AB, Avrupa ülkelerindeki benzer uygulamaların Türkiye’ye entegre edilmesini belirterek, LGBTİ üyelerine normal vatandaşlarda olmayan geniş haklar verilmesini talep etmişti.
Meclis, meşru hale mi getiriyor?
TBMM Genel Kurulu’nda geçtiğimiz gün eşcinsellerle ilgili önemli bir karar alındı. Arnavutluk’un başkenti Tiran’da 21 Kasım tarihinde yapılacak olan LGBTİ seminerine Meclis destek verecek. “Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTI (lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel, interseksüel) Dâhil Olmak Üzere Hassas Grupların Korunması” adlı seminere milletvekili düzeyinde katılımın olması için TBMM Genel Kurulu’nda oylama yapıldı. Söz konusu seminere katılım milletvekillerinin oylarıyla kabul edilirken, ahlaksızlığa da Meclis’ten vize çıkmış oldu. Karar, “Ahlaksızlık Türkiye’de meşru hale getirildi” endişelerine yol açtı. Şimdi sözde “Eşcinsel Hakları Seminerine” katılacak vekiller aranıyor.
İktidar öncü, chp ve hdp memnun!
Milli Görüş iktidarları hariç, bundan önceki iktidar döneminde hız kazan, AKP iktidarları döneminde de “AB ile müzakereler başladı. AB’ye katıldık artık” diye Melih Gökçek öncülüğünde Kızılay’da havai fişeklerle kutlamalar yapılan, Ankara’nın her tarafına AB bayrağı asılan süreç, eşcinsel hakları (LGB travesti haberleri İ) savunma seminerine katılım için TBMM’de oylama noktasına vardı. Söz konusu grupların “Haklarını” savunmak konusunda birbiriyle yarışan CHP ve HDP, daha önce Meclis’e “eşcinsel komisyonu kurulsun” önerisinde bulunmuşlardı. Geçen yıl Mayıs ayı içerisinde CHP Milletvekili Binnaz Toprak, LGBTİ bireyleriyle ilgili araştırma komisyonu kurulması için önerge vermiş, HDP’li Ertuğrul Kürkçü de destek çıkmıştı. İktidar AB Uyum Kanunları, AB Müzakereleri gerekçesiyle sapkınlığın yaygınlaşmasının önünü açarken, muhalefet CHP ve HDP ise “Temel insan hakkı, bir yaşam biçimi tercihi” diyerek LGB travesti resimleri İ gruplarına her türlü desteği vermişti.  Geçtiğimiz 30 Mart seçimlerinde HDP, birçok eşcinseli il ve ilçe meclis üyelerine aday göstermişti. CHP’li bazı vekiller de eşcinsel eylemlerine destek vererek, bu durumun normal olduğunu halka anlatmaya çalışmıştı.
Demirel-Ecevit-Özal-Çiller-Yılmaz Ve Erdoğan
OYSA AB hedefi, yıllar önce Demirel Başkanlığı’ndaki Adalet Partisi Hükümetleri döneminde, “Avrupa Ortak Pazarı sadece bir ekonomik birliktir” şeklinde millete lanse edilmişti. Türkiye’nin Avrupa Ortak Pazarı’na giriş süreci Özal, Demirel, Yılmaz, Çiller ve Ecevit iktidarları döneminde aynı kararlılıkla sürdürülmüştü. Milli Görüş’ün “AB bir ekonomik birlik değil, siyasi ve kültür birliğidir. AB’den ancak eşcinsellik gelir. AB’nin sapkın yaşam biçimini bırakın, İslam Birliği’ni kurup lider olun!” uyarılarını ise ne sağ ve sol iktidarlar, ne de “Biz de Eski Milli Görüşçüyüz” diyen Muhafazakar Demokrat iktidarlar dinledi. Bugün LGB ankara travestileri ’lerin haklarını savunma seminerine katılım için Meclis’te oylama yapılması ise “AB Hedefinin” Müslüman Türk toplumunu getirmek istediği noktayı ortaya koyuyor. AB aslında ekonomik, siyasi ve kültürel olarak temelini tahrif edilmiş Hıristiyanlıktan ve bugün Batılı toplumları içten içe çürüten, aile kurumunu ve nesli yok edin modern sapkın yaşam biçimine sahip toplumların bir birliği haline gelmiş bulunuyor. Ekonomik ve siyasi olarak da dünya üzerinde fazla bir etkinliğe sahip bulunmuyor. Buna karşın, Türkiye’nin AB Hedefi, Avrupa Birliği Bakanlığı çalışmaları hız kesmeden devam ediyor

trans_

Travesti , annesiyle beraber yürümenin heyecanı

Travesti , annesiyle beraber yürümenin heyecanı

Bir insan travesti ise  iki kere doğar. Kimisi bedensel geçiş ameliyatını olunca doğar, kimisi en sevdiklerine, en değer verdiklerine açıldığı gün doğar. Bugün de bir doğum gerçekleşti. 11 Kasım 2014’te Berrin doğdu. Daha doğrusu çok değer verdiği annesine açılımı yaptı. Bir anlamda açılacağı günü beklediği doğum sancıları bitti. Şu anda hayata gerçek kimliğiyle merhaba demenin huzurunu yaşıyor. Tek sıkıntısı, bu süreçte annesinin üzüntüden yaşayabileceği sağlık problemleri. Ama sevinçli de; çünkü trans olmanın meşakkatli yolunda beraber yürüyecekler artık. Üzerinde olan açılma baskısı olmayacak artık. Çünkü içinde biriken irin patladı, boşaldı ve rahatladı. Sadece ilerlemesi gereken bir yol var artık önünde. Mutlaka engeller çıkacak ama onun da beynindeki en büyük engel kalkmış oldu annesine açılınca. travesti  olmanın özgüveniyle atlatacak bedensel geçiş sürecini. Çünkü bedensel geçişinin önünde bir engeldi istanbul travestileri açılamaması. Şimdi engelsiz bir süreç var sayılır. Çevresine açılımına da çok değer verdiği annesi olarak bir destek var. Tek başına anlatmak durumunda kalmayacak halini. İki kişi ile ikna etmek daha kolay olacaktır çevresini. Yanına 3. bir kişiyi, 4. bir kişiyi… çekince zaten çevresinin kabul etmesi de kolaylaşacaktır.
Açılma süreci kazasız belasız olduğu için kolay oldu zannedilebilir ama bir miktar bir kargaşa yaşar insan elbet kafasının içinde. Hem toplumun en öteki hallerinden birini açıklıyorsun, hem de açıldığın zaman sevdiğini üzmek istemiyorsun. Çünkü ebeveynlerin hayalleri yıkılıyor bu süreçte. Yıkılmaması gerekir ama heteroseksist bir toplumda bunu anlatamazsın kimseye. Bırakın hayallerinin yıkılmasını yıllardan sonra yeni bir kimliğe alışmak ne kadar kolay olabilir ebeveynler için? Ve Berrin’in annesi, Berrin’in feminen hallerine rağmen, transseksüel olabileceğini hiç tahmin etmiyormuş. Ama anneler çocuklarına öteki olma halini konduramazlar ki.
Bir şeylerin yoluna girmesi için zaman ihtiyaç var. UMUTLARIN, HETEROSEKSİST UMUTLARIN YIKILMASI İÇİN, çocukların yeni kimliklerinin kabulü için zamana ihtiyaç var. Aslında değişen ankara travestileri hiçbir şey yok. O, gene aynı o. Sadece açılımını yaptı ve sadece annesinin bakış açısı değişmek zorunda kalacak. Oğlum dediği kişiye kızım diyecek. Zaman içinde çocuğunun aynı çocuk olduğunu o da görecek. Hatta gerçek çocuğunu görecek ve çocuğunun çok daha mutlu olduğunu görecek.
Bu çok zor olmalı biliyorum ama çok zor olmaması gerekiyor. Her şey rayına oturmuş olacak. Trans bireylerin sevilmek istediği şekilde sevilme hakkı kadar doğal ne olabilir? Hep çevreyi, hep aileyi düşünmekten hiç çocukları düşünmediğimizin farkında mısınız? Hep çocukların, ailelerinin hayatlarını, hayallerini yaşamak zorunda kalmalarının ne kadar zor olabileceğini hiç düşündünüz mü? Siz kadınken erkek gibi veya erkekken kadın gibi yaşayabilir misiniz? travesti resimleri  de kimsenin bunu yaşatmaya hakkı yok işte.
Zor olsa da annesi ona kızım diyecek artık. Heyecanla sosyal medya sayfasını hemen yeni kimliğiyle açtı, arkadaşlarına travesti haberleri  verdi. Artık daha cesur, daha özgür, daha bir kendisi. Ezilmeyecek, büzülmeyecek, saklanmayacak, utanmayacak, “SANA NE” diyebilecek hesap soranlara. Sevdiklerimizi üzmek dışında kimseye verilecek hesabımız yok çünkü.
Planda vardı annesine açılma durumu. Açılıncaya kadar bir huzursuzluk vardı ve daralmalar bitti. Annesiyle birlikte yürümesinin heyecanı var şimdi onda. Zaten ne kadar gecikseydi, o kadar kendisi için zor olacaktı ve iyileşme sürecine hiç girilemeyecekti. Şimdi içinde annesini üzmek adına bir acı var ama yaralanmadan sonra iyileşme sürecine girilir. Açılmasaydı içinde durmadan büyüyen bir habis olacaktı. Çünkü annesi için kendinden bile vazgeçmeyi düşünüyordu. Şimdi birlikteler ve daha güçlüler. Çünkü annesi de eğer travestiler  dışında yapılacak bir şey yoksa kabul edeceğinin sözünü vermiş.
İnanıyorum ki çevredeki mutlu trans örnekleri ve bilinçli uzmanların sağlıklı açıklamaları, ebeveynlerin heteroseksist umutlarını bitirecek ve çocuklarını gerçek kimlikleriyle kabul etmelerini ve sevmelerini kolaylaştıracaktır. Alıntıdır..

escinsel-dugune-kiyafet-barikati-4972849

Rusya’da travesti eşcinsel düğününe şok engel

Rusya’da eşcinsellerin yasalardaki açıkları kullanmasını önlemek için nikâh törenlerinde çiftlere gelinlik ve damatlık giymek zorunlu hale getirilecek.
Rusya genelinde eşcinsel evlilik yasak. Ancak geçen hafta St. Petersburg’da iki gelinlikli nikah töreni kıyıldı. Erkek olarak dünyaya gelen ama cinsiyet değiştirme ameliyatı olmaya karar vererek hormon tedavisine başlayan İrina Şumilova, travesti lezbiyen sevgilisi Alyona Fursova ile evlenebilmek için erkek kimlik kartını kullanarak evlenme dairesine başvurdu. Yetkililer de başvuruda hiç bir sakınca görmeyerek nikah tarihi verdi. travesti istanbul

Açıktan faydalandılar
Ancak 7 Kasım’da düğün tarihi geldiğinde çift kent belediyesine ait salona iki gelinlik giyerek geldi. İki gelinle karşılaşan yetkililer şoka girse de yasalarda hiçbir düzenleyici madde bulunmadığı için çift resmen evlenmiş sayıldı. Yasalardaki açıktan faydalanarak evlenen çift bir haftadır yaşamlarını sürdürürken St.Petersburg şehir meclisi evliliği geçersiz saymanın yollarını aramaya başladı. travesti haberleri

Rusya’yı kapsayacak
En parlak öneri Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in lideri olduğu Birleşik Rusya partisi milletvekili Vitali Milonov’dan geldi. Milanov’un hazırladığı yasa tasarısında Rus kültürü ve etik değerler açısından resmi nikahlarda gelinlik ve damatlık zorunlu olacak.
Milonov yasa tasarısını hazırlama kararını, cinsiyet değiştirme ameliyatı ile kadın olmaya hazırlanan Şumilova’nın, yasal boşluklardan faydalanarak lezbiyen sevgilisiyle evlenmesinin ardından aldı.
Rusmi nikahlarda kıyafet zorunluluğunun bu gibi durumları engelleyeceğini düşünen Milonov, bazen insanların nikahlarına ‘ayı’ kostümüyle bile geldiğini söyledi.
Kent meclisi, Milonov’un hazırladığı yasa tasarısını hemen onayladı. Tasarı şimdi yasalaşması için Duma’ya gönderilecek.

ahmetyildiz_0134

Travesti , TC polis ve jandarması katili 6 yıldır bulamıyor

Travesti , TC polis ve jandarması katili 6 yıldır bulamıyor

Ahmet Yıldız davası yine ertelendi. Katil baba 6 yıldır bulunamazken, olayda yaralanan travesti Ümmühan Darama da adaletin sağlanamamasına tepki gösterdi. Av. Fırat Söyle ise, “Bu kadar zamanda bir milim yol alınamadı” dedi.
Homofobik nefret cinayeti sonucu 2008 yılında yaşamını yitiren Ahmet Yıldız’ın ardından açılan davanın 18. duruşması bugün (13 Kasım) İstanbul Anadolu Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Mahkeme Heyeti, katil baba Yahya Yıldız hakkında kırmızı bültenle arama emrinin infazının beklenmesine ve bilgi için Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ve Emniyet Müdürlüğü’ne yazılmasına karar verdi. Dava bir kez daha ertelendi. Bir sonraki duruşma 26 Mart 2015 saat 10.30’da travesti haberleri  görülecek.
“TC polis ve jandarması bir kişiyi 6 yıldır bulamıyor”
Yıldız’ın yaşamını yitirdiği saldırıda ayağından yaralanan Ümmühan Darama’nın da katıldığı travesti duruşmada, Av. Fırat Söyle kırmızı bültenle aranan katil baba Yahya Yıldız’ın akıbetini istanbul travestileri  sordu. Türkiye Cumhuriyeti polisi, jandarması ve savcılarının bir kişiyi 6 yıldır bulamadığını hatırlattı.
Darama ise olay günü ve sonrasında yaşadıklarını Mahkeme Heyeti’ne aktararak, kendisinin mağduriyetinin de 6 yıldır devam ettiğini söyledi. Din hocası olduğunu ve olayın olduğu sırada kafe işlettiğini vurgulayan Darama sözlerine şöyle devam etti:
“Dava sonuçlanmadıkça zararlarım artıyor”
“O gece kafede dolaşırken üzerimde lazer ışığına benzer bir şeyler gördüm. Yaralandıktan sonra bir yıl boyunca tedavim sürdü. Bu davanın sonuçlanmasını 6 yıldır bekliyorum. Dava sonuçlanmadıkça benim maddî ve manevî zararlarım artıyor. Kafemi kapatmak durumunda kaldım. Zararlarımın karşılanmasını talep ediyorum.”
KaosGL.org’a bilgi veren Darama, “Herkesin cezasını çekmesi gerekiyor. Ben din hocasıyım diye bu davada yer almam diye düşündüler ancak kimse ‘cinsel tercihleri’ yüzünden öldürülemez” dedi.
“Bu kadar yılda çocuklar büyür okula gider”
Av. Fırat Söyle ise 6 yıldır devam eden hukukî süreç ve yaşanan tıkanıklıkları KaosGL.org’a şöyle değerlendirdi:
“Devam eden dava süreci 5, cinayetin ardından geçen 6 yılda çocuk doğar, büyür, okula başlar. Ancak biz halen bir milim yol alabilmiş değiliz. Sanığın baba olmayabileceği bir ihtimali düşündüğümüzde durum iyice vahim bir hal alıyor. Babanın katil olması üzerinden düşündüğümüzde de polis, jandarma ve Interpol bir adamı bulamıyor. Koskoca dünyada bir kişiyi arıyoruz.”
“Süreçte ihmaller var”
Kırmızı bülten kararının çok uzun süre alınamamasının mahkemenin hatası olduğunu hatırlatan Söyle, “Bugünkü süreçte kırmızı bülten kararının uygulanmamasında ciddi ihmaller var” ifadelerini kullandı.
Ahmet Yıldız eşcinsel ve transların öldürülmesinin önüne geçmek için cezalandırma sisteminin yanı sıra homofobi ve transfobiyle mücadele edilmesi gerektiğini de ifade eden Söyle, “Bu cinayetleri ve ardından tıkanan hukukî süreçleri yaşamamak için her an her yerde homofobi ve transfobiyi konuşmalı, görünür kılmalıyız” şeklinde konuştu.Alıntıdır.

Travesti , araştırma hastanelerinden müjdeli haber geldi

Travesti ,  araştırma hastanelerinden müjdeli haber geldi
Cezaevinde cinsiyet değiştirmek isteyen travesti D.Ç.’ye, Zonguldak Bülent Ecevit ve Marmara Üniversitesi hastanelerinden “Mahkûm koğuşunu açtık. Ameliyatını yaparız” müjdesi geldi.
CİNAYET suçundan 20 yıl hapse çarptırılan travesti D.Ç. (33), konulduğu Maltepe Kapalı Cezaevi’nin yönetimine cinsiyet değiştirmek için geçen yıl başvuruda bulundu. Ancak devlet hastaneleri, üroloji bölümlerinde mahkûm koğuşları olmadığı gerekçesiyle ameliyatı yapmayacaklarını bildirince, D.Ç.’nin ameliyatı gerçekleşemedi.
MEKTUPLA TEŞEKKÜR
Bu nedenle ciddi psikolojik sorunlar yaşayan D.Ç.’ye, ameliyatı için Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi ve Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi’nden ankara travestileri sonunda müjdeli haber geldi. Her iki hastanenin yönetimleri, mahkûm koğuşu oluşturduklarını, bu nedenle cinsiyet değiştirme ameliyatını yapabileceklerini D.Ç.’ye bildirdi. Bunun üzerine D.Ç., Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne bir mektup yazarak, iki hastanenin yetkililerine teşekkür etti. D.Ç. gönderdiği mektupta şunları yazdı:
AİHM’YE BİLDİRSİNLER
“Marmara Hastanesi mahkûm koğuşu açtı ve cinsiyet değişimi ameliyatı yapmaya başladı. Zonguldak’taki hastane de ‘Finansal durumu ayarladık, mahkûm koğuşu açıyoruz, bu hizmeti kısa sürede sağlayacağız’ dedi. Avukatlarıma söyleyin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bildirsinler.”
‘TRANSLARLA AYNI KOĞUŞTA KALAMAZ
CEZA İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren, D.Ç.’nin cinsiyet değiştirme ameliyatının ardından travestiler  aynı koğuşta kalmasının sağlıklı olmayacağını, kadın koğuşuna gönderilmesi gerektiğini savundu. Eren, Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerinde ameliyatla kadın olan bir mahkûm bulunduğunu açıkladığını belirterek, “Kadınlar koğuşunda istenmemesi durumunda özel bir koğuşa alınabilir” dedi. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği yetkilileri Türkiye genelinde transseksüeller için düzenlenmiş koğuşların Sincan, Maltepe ve Çorum cezaevlerinde bulunduğunu belirterek, “İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampusu’nda da translara özel bir cezaevinin kurulması kararlaştırıldı” açıklaması yaptı.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum derneklerinin uğraşları sonucu; trans mahkum D.Ç. cinsiyet geçişi ameliyatını olabilecek.
Hapishanede tutulduğu süre içerisinde aldığı sağlık heyeti raporunda cinsiyet geçişi ameliyatı geçirmesinin bir zorunluluk olduğunun belirtilmesine rağmen bu ameliyatı yapabilecek hastanelerde “mahkum koğuşu” olmadığı için ameliyatı gerçekleştirilmeyen D.Ç’ye “mahkum travesti siteleri koğuşu” açılacağı ve ameliyatının gerçekleştirileceği bildirildi.
İki üniversite hastanesinden olumlu yanıt
Hürriyet gazetesinden Fırat Alkaç’ın haberine göre; cezaevinde cinsiyet geçiş operasyonu olmak isteyen D.Ç.’ye, Zonguldak Bülent Ecevit ve Marmara Üniversitesi hastanelerinden “Mahkûm koğuşunu açtık. Ameliyatını yaparız” müjdesi geldi.
travesti haberleri D.Ç. (33), konulduğu Maltepe Kapalı Cezaevi’nin yönetimine geçiş ameliyatı olmak için geçen yıl başvuruda bulundu. Ancak devlet hastaneleri, üroloji bölümlerinde mahkûm koğuşları olmadığı gerekçesiyle ameliyatı yapmayacaklarını bildirince, D.Ç.’nin ameliyatı gerçekleşemedi.
Bu nedenle ciddi psikolojik sorunlar yaşayan D.Ç.’ye, ameliyatı için Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi ve Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi’nden sonunda müjdeli haber geldi. Her iki hastanenin yönetimleri, mahkûm koğuşu oluşturduklarını, bu nedenle cinsiyet geçiş ameliyatını yapabileceklerini D.Ç.’ye bildirdi. Bunun üzerine D.Ç., Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne bir mektup yazarak, iki hastanenin yetkililerine teşekkür etti. D.Ç. gönderdiği mektupta şunları yazdı:
“Marmara Hastanesi mahkûm koğuşu açtı ve cinsiyet değişimi ameliyatı yapmaya başladı. Zonguldak’taki hastane de ‘Finansal durumu ayarladık, mahkûm koğuşu açıyoruz, bu hizmeti travesti  kısa sürede sağlayacağız’ dedi. Avukatlarıma söyleyin Avrupa İnsan Hakları istanbul travestileri Mahkemesi’ne (AİHM) bildirsinler.”

10

Travesti , hapishane değil hastane istiyoruz

Travesti , hapishane değil hastane istiyoruz

Adalet Bakanlığı Türkiye’de ilk defa travesti mahkumların kalabileceği özel bir cezaevi kurmak için çalışma başlattı. Bakanlığın, Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nün çevresinde yer aradığı öğrenildi. Hüküm giyen travestiler, Erkek ve Kadın Koğuşları’nda kalamayan travestilere yer bulunamıyor.
Toplumun birçok kesimi tarafından dışlanan travestiler, ceza aldıklarında cezaevlerinde kalacak yer bulamıyor.
– SİYAH PEMBE ÜÇGEN’DEN İTİRAZ VAR!…
Erkek ve kadın koğuşları arasında gidip gelen travestiler, çoğu zaman ‘hücre tipi’ odalarda volta atamadan cezalarını çekmek zorunda kalıyorlar. Adalet Bakanlığı, travestilerin cezaevi eziyetine son vermek için çalışma başlattı. Adalet Bakanlığı’ndan bir yetkili, Egedesonsöz’e yaptığı açıklamada, “Bakanlık İzmir’in Aliağa ilçesindeki kampus cezaevi yakınlarına, travesti ve eşcinsel mahkumların kalabileceği özel bir cezaevi kurmayı planlıyor. Travestilerin diğer mahkumlarla aynı yerde kalması hak kayıplarına neden oluyor. Şu an Aliağa’daki cezaevinde iki istanbul travestileri kalıyor. Travesti hükümlüler, tekli koğuşlarda kalıyor. Başka şansınız da yok” dedi. Bakanlığın cezaevi çevresinde yer arayışında olduğu, ancak mera arazileri nedeniyle şu ana kadar uygun bir yer bulunamadığı ifade edildi.
“KENDİMİ HAYVAN GİBİ HİSSEDİYORUM”
Travestilerin cezaevinde yaşadığı sıkıntıların simgesi olan Öykü, Erkek ve Kadın Koğuşları’nda yer bulunamadığı için Buca Cezaevi’ndeki hücrede cezasını çekmişti. Tahrik altında adam öldürmek suçundan 2 yıl 9 ay ceza alan Öykü, cezasının 1.5 yılını hücrede geçirmek zorunda kalmıştı. Öykü, o günlerde yaptığı açıklamada,  “Beni bir hücreye kapattılar. 24 saat yalnızım, kendimi hayvan gibi hissediyorum” diye isyan etmişti.
Öykü’nün Avukatı Rıfat Öztürkoğlu, Egedesonsöz’e yaptığı açıklamada, travesti ve eşcinseller için özel bir cezaevinin önemli bir gereklilik olduğunu söyledi. Travestinin erkek ve kadın koğuşlarında kalmasının sorunlara yol açtığını ifade eden Öztürkoğlu, “Adalet Bakanlığı şu an travestileri hangi koğuşa koyacağını bilemiyor. Travesti basit bir ceza alsa bile hücrede tutuluyor. Ağır müebbet cezası verilen suçlular, hücrede kalır. Ancak yer olmadığı için hafif cezalar alan travestiler de hücrelerde kalmak zorunda kalıyor” diye konuştu
Hükümet’in cezaevi yerine eğitim ve sağlık alanında yaşadıkları sorunlar ve ayrımcılıklarla ilgilenmesi gerektiğini belirten Yanardağ, “Trans bireyler ne yazık ki yapılan ayrımcılıklar nedeniyle eğitim alamıyor. Bu yüzden de iş bulamayıp, seks işçiliği yapmak zorunda kalıyorlar.  Gerek translar, gerek Romanlar okullarda ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Okul insanın gelişimini ve gelecekte iş bulmasını sağlayan bir kurumdur” dedi.
Okulların erkek egemen yerler olduğunu vurgulayan Yanardağ, “Kız ve erkek tuvaletleri var. Kız ve erkek önlükleri giydiriliyor. Ancak biz ne yapacağız? Okullarda translara özel düzenlemeler yapılmalı. Öğretmenlere cinsel kimlik konusunda bilgiler verilmeli. Ben erkek önlüğü giymek istemiyordum. Trans olmak çocukluktan gelen bir şey… Kimse ‘Ben 30 yaşına geldim, döneyim’ demez.” diye konuştu.
Trans bireylerin sağlık hizmetini almakta da güçlük çektiklerini, bazı hastanelerin kendilerine hizmet vermek istediğini savunan Yanardağ, “Örneğin Nevvar Salih İşgören Alsancak Devlet Hastanesi trans bireylere sağlık hizmeti vermiyor. Bir gün rahatsızlandım ve bu hastaneye gittim. Doktor benimle ilgilenmedi, muayene etmedi. Sadece bir ilaç ismi söyledi. İzmir’in birçok hastanesinde bizlere bakılmıyor. İzmir Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ve Alsancak Devlet Hastanesi başhekimliği transların sağlık sorunlarıyla ilgilenmeli” dedi.

0000

Travesti , silah tutukluk yapınca kabzasıyla vurdu

Travesti , silah tutukluk yapınca kabzasıyla vurdu

Silah tutukluk yapınca kabzasıyla vurdu. Bayılmışım, gözümü açtığımda hastanedeydim.Transfobik nefret saldırılarına dün gece (5 Kasım) Mersin ve İstanbul’da yenileri eklendi. Mersin 7Renk LGB travesti  Derneği üyesi trans aktivist Sinem bir ticari taksi şoförünün saldırısına uğrarken, İstanbul’da ise uğradığı saldırı sonucu Oya Sultan’ın kolu ve bacağı kırıldı.
“Silah tutukluk yapınca kabzasıyla vurdu”
Mersin’den Sinem uğradığı saldırıyı şu sözlerle anlattı:
“Bindiğim ticari taksi şoförü, tanıdık olduğumuz bir bahaneyle, ‘kadın sandım’ diyerek bana saldırdı. Önce silah çekti. Silah tutukluk yapınca kabzasıyla beni darp etmeye başladı. Sonrasında gözümü açtığımda hastanedeydim. Kan kaybından dolayı kendimden geçmişim. Civardaki lunaparkın güvenlik görevlileri polis ve ambulansa haber verince beni Mersin Devlet Hastanesi’ne götürmüşler.”
Saldırı sonucu vücudunda ciddi darp izleri ve kırıklar olan Sinem, doktorlar ve polislerin ilgisiz davrandığını söyledi. Sol gözünün üstünde, elmacık kemiğinde ve alın bölgesinde kırıklar olan travestinin tedavisi ilerleyen günlerde de çeşitli cerrahî operasyonlarla sürecek. istanbul travestileri Sinem doktorların kendisine, “Ameliyat olduğun zaman da sol göz üstünde iz kalacak” dediğini aktardı.
MOBESE kayıtlarının incelenmesini talep ediyor
Mersin 7 Renk LGBTİ saldırının gerçekleştiği bölgedeki MOBESE kayıtlarının incelenmesi ve taksinin plaka numarasının tespit edilmesini talep edecek.
Dernek’ten Yağmur Arıcan, bu saldırıların derneklerini ve örgütlenme özgürlüklerini de hedef aldığını ifade etti. Transfobik saldırıların Mersin’de veya başka bir yerde yeni olmadığını, zincir halinde günümüze kadar geldiğini hatırlatan Arıcan şöyle konuştu:
“Örgütlü bir şiddet ile karşı karşıyayız”
“Transfobik saldırılar yeni değil ancak son zamanlardaki saldırılarda farklılıklar var. Öncesinde de saldırılar oluyordu ama bu saldırılar bireysel kalıyordu. Şimdi örgütlü bir şiddetle karşı karşıyayız. Toplu şekilde polisler ya da başkaları translara saldırıyor. ‘Defolun gidin buradan’ diyerek niyetlerini açık ediyorlar. Bu saldırılar hem derneğimize hem de Mersin’de yaşayan trans kadınlara dönüktür. İster istemez, ‘Acaba derneğimizin işleyişini durdurmak mı istiyorlar’ sorusu aklımıza geliyor. Bu soru her saldırının ardından aklımızda.”
İstanbul’da ise dün gece Oya Sultan saldırıya uğradı. Kolu ve bacağında kırıklar olan Sultan’ın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Saldırgan şahıs hakkında adlî sürecin başladığı ifade edildi.
“Kiralık katil, makbul vatandaş, ideolojik suç ortağı…”
Ali Erol ise, “Devletin her şiddeti için her dönem göreve hazır makbul vatandaş bulunur” diyerek saldırıları değerlendirdi.
“Ankara’nın göbeğinde bir HDP’linin boğazının kesilmesi ile İstanbul veya Mersin’de trans kadınların kafasının kırılması” arasındaki ilişkiye değinen Erol, şöyle konuştu: Sol gözünün üstünde, elmacık kemiğinde ve alın bölgesinde kırıklar olan travestinin tedavisi i cerrahî operasyonlarla sürecek. istanbul travestileri Sinem..
“Devletin her şiddeti için her dönem göreve hazır makbul vatandaş bulunur. Bunların kiralık katil veya tetikçi olması gerekmez. Makbul vatandaş zaten kendini öz görevlendirendir! Makbul vatandaşın öz görevlenmesi pozitif anlamda birinin buyurmasını beklemeden bir iş ve travesti haberleri emek için inisiyatif geliştirmekten farklıdır. Bilakis durumdan vazife çıkarmaktır makbul vatandaşın motivasyonu. Ayrımcı nefret ideolojisi şemsiyesi altında birini yapan yüksünmez diğerini de yapar ama bazen doğrudan –kiralık katil/tetikçi- bazen dolaylı yönlendirme –iktidara yaltaklanan vatandaş sezgisi/ideolojik suç ortaklığı- ile herkes çapını bilir. Biri başkentin göbeğinde HDP’li boğazını keserken diğeri İstanbul veya Mersin’de bir ‪‎travesti siteleri bu kez kesip öldürmek yerine kafasını kırar… Tabii ki iktidar makbul vatandaşının katkısını cezasızlık ödülüyle görecektir; geri kalan ödüllerini ise makbul vatandaş kendi yerelinde nasıl toplayacağını her dönem bilir.”