page_yeni-baslayanlar-icin-travestiler-bir-travesti-kocasini-elinde-nasil-tutar_208333102

Travesti ve aşka bakış açıları

Bir travesti kocasını elinde nasıl tutar. Trajikomik gelir bana ama bu tesbitlerim yüzde doksanı için geçerlidir. Kadınlık öğrenilen bir şey madem, bir kocasının olması, kadının kadın sayılması için en önemli şart değil midir?

Bu tespit biyolojik kadınlar için bile geçerliyken, trans kadının nasıl kocası olmaz ayol? Olur. Kadın çünkü. Eğer kadın bir kere kadınsa, ben onun yaşadığı kadın olma sürecini iki kere yaşadım. Demek ki iki kere kadınım. İki kere kadınsam müsade edin bir tane kocam olsun.

Kadın mağdursa ben iki kez mağdurum. Mağdurum, mağdur olmasına da, mağdurluğu da iki kez oynamalıyım ki, daha iyi kadın olayım. Öyle bir kocam olmalı ki, sıradan, öğretilmiş erkek davranışlarıyla yaşayan bir erkek, asla travesti kadınları tatmin etmez. Biz daha çok, genç, tam bir erkeğe benzeyen, döven, söven, küfreden, damızlık erkekler bulmalıyız ki daha çok hizmet edelim. Daha çok şiddet görelim ki kadınlığımız layıkiyle tatmin olsun.

Kadın olmak işin en önemli şartlardan birisi değil mi? Bu erkekler bir süre sonra travesti çetesini oluşturacağı için, ilk eğitimleri senden geçmeli. Sonraları, bu sana yol, su, hizmet olarak geri döneceğinden, bu nokta çok mühim. Hatta bazı travestiler kocalarını öyle severler ki, onların homo olduklarını söylerler. Adam gitmesin diye kocalarını sikerler bile. Düşünün, adam gidip başkalarına verirse, bizim kızın kadınlığı ne hale gelir? Mazallah, “Bizim kız aslında gizli adammış, aslında kız bile değilmiş” derler.

Erkeği ibneleştirip “Başka erkeklere verdiğini söylerim” diyerek kocalarını ellerinde tutmaya çalışan bir grup daha vardır. İlişkilerde kadınlık ve erkeklik gibi çok kritik roller bu şekilde paylaşılmış olur.

Rahat olun. Bir kadın, bir de erkek vardır.

“Aman, kadın diğer travestilere karşı beni utandırmasın”,

“Aman, herif gider başka travestilere verir de, benim kadınlığımı üç paralık eder”,

“Sikilmek istiyorsa, sikeriz alim allah!”,

“Aman herif başımızdan gitmesin; dövsün, paramı yesin, horlasın, dert değil”

“El aleme ne deriz? Ne lazımsa gereğini yapar, kocamızı başımızda tutarız” diyerek devam edenler var.

Orta sınıf, bembeyaz travestiler

Bunlar etrafa karşı acı kadını oynarlar da yine kendilerini çok ezdirmezler. Ama, sadece adam sikiyor, travesti veriyorsa, olayın rengi biraz değişir. O zaman orta sınıf “beyaz kadın”ı oynarlar. Öyle evleri vardır ki bu tür travestilerin, yemin ediyorum, biyolojik kadın olsalar inanın telli duvaklı gelin olurlardı. Kız, düpedüz kız oğlan; yok, hatta bakire kalırlardı. Kalmasalar bile tek bir kişiye en fazla iki kişiye verirlerdi. Bunlar sevişmezler. Verirler ama ne verirler bilmem. En iyi yemekleri yapanlar, bulaşık yıkayanlar hep bu grup içinden çıkar. Ütü yapanları bile vardır bunların. En iyi hizmet onlardadır. Erkekleri ayrılmak istese de onlar ayrılmaz. Biyolojik bir kadını paylaşırlar, sorun olmaz ama başka bir travestiyle aldatılmayı asla sindiremezler. Bu bile kocalarından ayrılmaları için gerekçe olmaz. “Acı kadını”dır bunlar; çilekeştirler. Tıpkı analarımız gibi…

Helal olsun diyesim var benim bu grubun mensuplarına. Orta sınıf beyaz kadın gibi olmaya çalışanlar içindekilerin bazıları, düz beyazlıkla yetinmez. Bembeyaz, hatta açık beyaz olanları vardır. Evlerinde kedi, köpek gibi, en pahalısından, en sevimli ve en traşlısından, bir kokoş ev hayvanı mutlaka vardır. Anne baba olur da yavru nasıl olmaz? Olmalı. Bir yavruları mutlaka olmalı. Ben sekiz sene boyunca, bir kadın olarak, tek başıma Pakize’me nasıl baktım a dostlar; bir bilseniz!… Neler çektim bir bilseniz! Kızımla ben, oy oy, anasız, babasız, kocasız pek rahattık. Ama Pakize ille bir baba istedi. Ben de Ela’ya verdim yavrumu, Yıllarca babasız büyütmüştüm. Şimdi rahat. Bir babası var. Duyduğuma göre havlıyormuş bile.

Daldık Pakize’ye, meseleyi unuttuk.  Hayatımda Pakize kelimesi için emniyette neler çektiğimi bir bilseniz; Pakize lafını bir daha bir daha duymak istemezdiniz.

Gene bu grup travestilerin evlerinde masa örtülerine, dantellere bile rastlamak pek muhtemeldir. Kadın olunur da televizyon, sehpa örtüsü nasıl olmaz?

Şık enişteler

Biraz daha aşmış, sınıf atlamış travesti grubunda görülen özelliklere gelince; en başta, bunlar zeki ve enteldir. Erkeğin de çalışması gerektiğini filan düşünürler mesela. Moderndirler. Evleri elektirikli eşyayla donatılmıştır. Teknoloji manyağıdırlar. Bunlar için kocanın, evin ve arabanın görünümü her şeyin önünde gelir. Valla baksan, “kötü travesti işte” dersin ama herif manken gibidir. Çok yakışıklı çocuklar bulurlar kendilerine. Bunlar ayrıca kocalarını gruba falan sokarlar. Kocaları en pahalı yerlerden giyinir, kıyafetleri gösterişlidir. Herif de ona alınan kıyafeti gösterir hani.

Ne yalan söyleyeyim valla, ben en çok bu tür enişteleri severim. Kızları köle gibi kullanan enişteler de çok fantastik gelir bana. Beni çok tahrik ederler. Şart değil tabi. Benim felsefem: “Bir enişte olsun da, nasıl olursa olsun.” Bilirim, travestiler en iyisini seçer. Seçimlerine burun kıvırmak olmaz. Buna rağmen eniştelerim yatmak için ısrarcı olurlarsa, valla “yok” demem. Eski yıllarda yattığımı söylediğim eniştelerim için kızlar sanırım kocalarını tembihliyor. “O Gani var ya? Yatar, yuva yıkar, yattığını da gizlemez hemen söyler haaa!…” “Yuva yıkan” diyorlar ki, itibarım üç paralık olsun. Atalarımız ne demiş: yuva yıkanın yuvası olmazmış. Dememiş mi? Demiş. “Yuvasız kuşlar gibi” şarkılarıyla büyümedik mi hepimiz?

Bu arada, yuvanın dişi kuş tarafından yapılması meselesini unutmasak iyi olur. Artık dişi kuş olduysan yuvayı da sen yaparsın. Gerçi bir travesti kuş bu konularda ne yapar ne eder pek bilmem ama…

Gavat kategorisi

Şimdi sıra, en tehlikeli travesti kocası grubundan bahsetmeye geldi. Bunlar basbayağı bir kültür oluşturmuştur. Travesti kocası olmak bu grup için bir meslek yerine geçer.

“Ne işle uğraşıyorsunuz?”

“Travesti kocasıyım…”

O kadar kurumsallaşmış bir grup oluşturmaktadır bunlar. Bunlar travesti kocası olma branşında kariyer yaparlar. Toplumda genellikle bunlar “gavat” şeklinde tabir edilir. Mesaileri budur. Diğer travesti kocalarıyla sosyalleşirler. Kızlar da (yani travesti kızlar) sadece kocalarının müsade ettiği kızlarla konuşur. Kız işe gider, travesti kocaları bir araya gelerek karılarından aldıkları paraları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arar. Ne bileyim işte, uyuşturucu olur, başka kızlara gitmek olur, muhtelif…

Bunların aslen biyolojik kadın sevdikleri filan da söylenir. Zaten travestiler kocalarının kadınla yatmasına pek aldırmaz; bir başka travestile meyletmişse sorun vardır. Kadına eyvallah, ama ibneyi s…k yasak!…

Bu tür eniştelerimin şakası yoktur. Elleri ağır olur. Cezaevi işi bir faça mutlaka bulunur. Bu enişte beylerle arayı iyi tutmakta fayda vardır. Ne zaman dövüp ne zaman tecavüz edeceği belli olmaz. Hatta gasp filan da vardır bunlarda. Çete teşekkül etmiştir. Biz zavallı travestiler maalesef bir çok mağduriyetimizi, çektiğimiz bir çok sıkıntıyı, eğitimsizliğimizle geldiğimiz yerler belli olduğu için, şehrin en lüks yerlerinde yaşamamıza izin verildiği için, şehrin göbeğinde varoşu yaşatarak, zor yaşamımızı daha da zor bir hale sokarak, sistem seni ittikçe bulduğun ilk yılana sarılarak, sürünerek, travesti çetelerini besleyerek, kendimize böyle bir yaşam yaratırız. Orta sınıf biyolojik kadının çektiğinin iki katı, bizim sırtımızdadır.

Sevilmediğimiz yerleri sevmek için hepimiz o kadar istekliyiz ki; kocamız sevmiyorsa, para vererek sevmesini kolaylaştırırız. Ya, adam seni sevmiyor, her şeyini kullanıyor, evini, arabanı, bedenini, ruhunu!… Yeter ki sevsin. Biz veririz . Babamız sevmiyorsa, ona da para veririz. Dinimiz bizi sevmedikçe daha sofu müslüman oluruz. Asker sevmez, kolayından çürük raporu verir; hayır. Biz en alasından askeriz. Bu ülke bizi sevmez ama biz sapına kadar Türk’üzdür. Vergi verir, onu hoş tutarız. Vergimizin adı bile “Kabahatler Kanunu”; düşünün. Valla dir dir dir… Veririz de veririz…

 

İçerik

Travesti , gitgide muhafazakarlaşıyoruz !

Çok satan kitapların yazarı Ayşe Kulin, “Gizli Anların Yolcusu” romanının devamı niteliğindeki yeni romanı travesti “Bora’nın Kitabı”nı ilk kez Söz Sende programında Balçiçek İlter’e anlattı. Romanında eşcinsel iki gencin aşkını anlatan Kulin, eşcinsellerden aldığı tepkilere de değindi. Ünlü yazar, “Bana Melih Gökçek’le birlikte homofobi ödülü verdiler, çok gücüme gitti.” diye konuştu. Türkiye gündemindeki gelişmeleri de değerlendiren Ayşe Kulin, içkili mekan bulmanın zorlaştığını anlatarak, “Gitgide muhafazakarlaşıyoruz, bu beni korkutuyor.” dedi. Kulin, Balyoz davası kararlarına da “Bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk” diyerek tepki gösterdi.

İşte Yazar Ayşe Kulin’in o açıklamalarından satır başları…

EŞCİNSELLİĞİN EL KİTABINI YAZMADIM
Romanımda eşcinselliği konu aldığım için bir akrabam bana, “Senin her kitabını okudum ama o kitabını okumadım.” dedi. Başka bir kız arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Eşcinseller hakkında ilk roman yazan ben değilim. Ama eşcinsel olmayıp da yazan pek yok. Çok satan bir yazar olarak, eşcinsel olmayan biri olarak ilk defa ben yazdım. İki erkek arasındaki aşkı anlattım… Bazı okurlarımın tepkisinden çok korkmuştum ama korktuğum gibi olmadı, kitaba bayıldılar. Pek çok eşcinsel bana onların dünyasını edebiyata taşıdığım için teşekkür etti. İyi yansıtamadığım yönünde eleştiriler de aldım tabii. Ama ben bir roman yazdım, romanda iki adamın aşkını anlattım. Ben eşcinsellerin el kitabını yazmadım.travesti

HOMOFOBİ ÖDÜLÜ ÇOK GÜCÜME GİTTİ
Bana Homofobi ödülü verdiler. Davet etseler giderdim ve onlara niye yanlış yaptıklarını söylemek isterdim. Melih Gökçek ile bana o ödülü vermeleri çok gücüme gitti. O belki haketmiş olabilir bilmiyorum, ama ben haketmediğime inanıyorum. Homofobi bir insanlık suçudur. Kitabı beğenmemiş olabilirler, eleştirirler o ayrı bir şey. Ama homofobi suçu işlemek çok ağırdır, nefret suçudur. Eşcinsellerin bu ülkede çok hırpalandığını düşünüyorum.

KİMİ DUA EDEREK, KİMİ İÇEREK SAKİNLEŞİR
Her zaman muhafazakardık, ama giderek daha da muhafazakarlaşıyoruz. Bu beni korkutuyor. Şeriat gelmesinden falan korkmuyorum. Şeriatın gelemyeceğine eminim. Ama muhafazakarlaşmak, değişime direnmek iyi bir şey değildir. Toplumların önünü kapatır. Ve erkek her zaman baskın çıkar. Mesela içki içmek iyi bir şey değil, ama hayatın bir parçasıdır. Kimileri dua ederek, kimileri de içki içerek sakinleşir. Sakarya’ya imza gününe gitmiştik. Çıktık, canım soğuk bira çekti. Kilometrelerce yürüdük içki içilebilecek tek bir meyhane bulamadık. Bu bir mahalle baskısıdır, korkutuyor. Biz başını kapayan kadınlara uzun yıllar saygı göstermedik, belki de bunları hakettik. Şimdi onlar rövanşlarını alıyorlar.travesti

ORDUMUZU TESLİM ETTİKLERİMİZİ İÇERİ SOKTUK
Ben her zaman bir hukuk devletinde yaşamanın özlemini çektim. Bana nasip olmadı, görüyorum ki ben öyle bir ülkede yaşayamadan göçüp gideceğim. Bu beni rencide ediyor. Bu ülkede yaşamaktan korkmuyorum, daha kötü zamanları da gördük. Ama bir türlü normalleşemiyoruz ve bu beni çok üzüyor. Hata üzerine hata yapıyoruz. Mesela 27 Mayıs bir hataydı. Son çıkan Balyoz kararları da bir hata. Yapılmamış bir darbenin suçluları olarak bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk. Bu çok yaralayıcı bir şey. Aynı padişahlara “hain padişahlar” demek gibi…

picture-5393

Travesti , o kadar küçük bir azınlıksınız ki …

Ben, “siz kimsiniz” diye sorduğunuz, “o kadar küçük bir azınlıksınız ki” diye küçümsediğiniz travesti “musibet”lerden biriyim. Kartlarımızı en baştan açalım; birbirimizden haz edecek kişiler değiliz. Zaten kendi adıma böyle bir çabam da yok. Aksine, sizi birazcık rahatsız edebilirsem, bu akşam başınızı yastığa, “her akşamki kadar” rahat koymanızı iki saniye olsun geciktirebilirsem ne mutlu bana!.. Gerçi artık bunun için benim bir çaba harcamama gerek yok çünkü sponsor firma programınızdan desteğini çekmekle kalmadı, gelen güzel bir habere göre CHP Milletvekili Sayın Aylin Nazlıaka’dan sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da harekete geçerek sizi RTÜK’e şikayet etti (Farkındaysanız artık iddia ettiğiniz kadar küçük bir azınlık değiliz). Bu arada bilginiz olsun, hayatımda hiç botoks yaptırmadım, o nedenle yüksek nazarınızda sizi eleştirebilme hakkına haiz kişilerden biri olduğuma inanıyorum (Sırası gelmişken, söylesenize, orta yaşlı bir kadın olarak botoks yaptırmayarak iyi mi ediyorum kötü mü? Hayır, yani siz estetik operasyonlar konusunda deneyimlisiniz ya, çok iyi bilirsiniz, onun için soruyorum). Ayrıca stüdyonuza doldurduğunuz; stüdyo şefinizin komutuyla alkışlayıp, stüdyo şefinizin komutuyla baş sallayarak onay veren, ara sıra kameralara “dalgın dalgın” bakarken yakalanan konuklarınızdan azade, dilediğim tepkiyi gösterebiliyorum hamdolsun.travesti

Özellikle gelen eleştirilere cevap verdiğiniz bölümü tekrar tekrar izledim, hem de yer yer durdurup başa alarak. Her ne kadar “Kadırgalı Aysel” havalarında, “Bunlar bana vız gelir tırıs gider anam” tavırlarıyla konuşsanız da, sinirden kemiklerinize kadar titrediğiniz o kadar net hissediliyordu ki. Bir ara elinizdeki kâğıdı kenardaki görevlilere vermeye kalktınız, sonra “Ay bunu niye size veriyorum, bilmiyorum” dediniz. “Şunu da söyleyip konuyu kapatıyorum” dedikten sonra yaklaşık üç dakika konuştunuz. Zaten benim nazarımda hiçbir zaman başarılı bir oyuncu değildiniz ama kabul edin, o “umurumda değilsiniz” performansınız gerçekten dökülüyordu. Bir ara öfkemi unutup halinize acırken yakaladım kendimi.

Baktım da ilk gün “Siz hiç bu kadar güler yüzlü bir katil gördünüz mü” diyerek sevimli bir panda yavrusuymuş gibi takdim ettiğiniz, iki kadının katili olan şahıs, gelen tepkiler üzerine ertesi gün “o adam” oluvermiş hemen. Şunu aklınıza sokun ki “Babam olsan affetmezdim, seni Allah affetsin” şeklindeki sözleriniz, “o adam”a “Bir erkek karısını niçin öldürür” diye sormanızı asla affettirmez. Sahi, o soruyu sorarken neydi amacınız? Kadınlara “Bakın bacılarım, bunları bunları yaparsanız öldürülürsünüz, aman ha” diyerek aba altından sopa göstermek mi? Aydınlatırsanız çok sevinirim çünkü benim aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Saydığı sebeplerden hangileri kabul edilebilir türdendi sizce? Her şeyi bir kenara bırakın, siz “o adam”ın evleneceği üçüncü kadın olmaya cesaret edebilir misiniz? Geçmişinizi, şimdinizi ve geleceğinizi şöyle bir gözünüzün önüne getirin; kendinizi “o adam”ın öldürmeyeceği kadınlardan biri olarak görebiliyor musunuz? Kaldı ki, son zamanlarda patlak veren her türlü rezaletin, skandalın, sahtekârlığın, alçaklığın faili çıkıp “Ben sadece Allah’a hesap veririm, yukarıda o var, o benim içimi biliyor” laflarını o kadar sık söyledi ki, sizin o “Seni Allah affetsin” sözünüz vicdan sahibi, adalete susamış insanların yüreğini bir kez daha dağlamaktan başka bir işe yaramadı.travesti

“O adam”ı programınıza çıkarmanızın zaten başlı başına bir hata olmasını geçtim, haydi çıkardınız, sonrasında, iddia ettiğiniz kadar dürüst, içten, duyarlı, dobra, vs… bir insansanız yapacağınız bir tek şey vardı, “Hata ettim, eleştirmekte haklısınız” deyip özür dilemek. İnanın şu an çok daha huzurlu olur, kameraların karşısında sinirden zangır zangır titremez, bu kadar tepki çekmez, sponsorunuzu kaybetmez, botokssuz üyelerden oluşan Aile Bakanlığı’nı karşınıza almaz, RTÜK’le MTÜK’le uğraşmak zorunda kalmazdınız. Ama siz ne yaptınız? Yaranmak için her gün bin bir takla attığınız düzeni arkanızda hissederek sizi eleştirenlere söylemediğinizi bırakmadınız. “Çok çile çekmiş bir kadın” olduğunuzu iddia etmenize rağmen hedef aldığınız ilk kişi yine bir kadın oldu (Bu arada bu yazıyı yazarken gözüm sürekli Internet’te. Son gelişme olarak, Sayın Nazlıaka’dan sonra bir başka kadın milletvekilinin, Sabahat Akkiraz’ın da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağı haberi geldi. Ona ne tepki göstereceğinizi merakla bekliyorum. Sonuçta onun da maaşını siz(!) ödüyorsunuz ya). Nazlıaka gibi meclisin yüz aklarından biri olan bir milletvekiline, bir KADIN milletvekiline hiç sıkılmadan “Sen kimsin ki? Kadınlar için ne yaptın ki” diye sorabildiniz. Ne hikmetse bu “Sen kimsin ki” sorusuyla da, “Biz biliriz bizzz! Biz yaparız bizzz!” tavrıyla da bir süredir bıkkınlık verici boyutlarda karşılaşıyoruz. Eleştirilere cevap verirken vergi rekortmeni oluşunuzu anmanız, seyircilerinizin arkanızda olduğunu hatırlatma gereği duymanız da yabancı gelmiyor. Yakın geçmişte iki yoğun seçim dönemini geride bırakmış bir toplum olarak meydanlarda “duble yol yaptırmak”la övünenlere, toplumu yüzdelik dilimlere bölüp bazı kesimlerin “halkım” “kardeşim” diyerek sırtını sıvazlayanlara aşinayız artık. “Benim anneciğim de çok çekti” şeklindeki sözleriniz de, yine yakın geçmişte gına getirecek ölçüde tanık olduğumuz “mağduriyet” kartının oyuna sokulmasını getirdi akıllara.

Anlıyorum, çaresiz kalınan bu tür durumlarda en iyi savunma yöntemi saldırıdır ama bu yöntemi uygularken aynı hedeflerin seçilmesi ne kadar manidar ve bu zihniyetin ülkeyi bir hastalık gibi baştan aşağı sarmış olması ne kadar büyük bir talihsizlik.

Mozilla-600x350

Travesti , Hadi yavrum kemiiiik !

Travesti nabzınızı tutuyor, dermanınızı söylüyor. Valla zor iş. Kameratör arkadaşı Buse ile birlikte elinde mikrofon, haber peşinde koştururken, tesadüfen karşılaştığı bir kısım vatandaşa sorulmak üzere özene bezene hazırladığı sorular şu şekilde:

1- Trans nedir?
2- Travesti nedir?
3- Çocuğunuz travesti olsa ne yapardınız?

Aktivistlikten mesleğine vakit ayıramadığı için iki yakasını bir araya getiremediğini anlatan seks esnafı Saime hanım (45), henüz portakalda vitamin formunda sırasını bekleyen müstakbel çocuğunu, travesti olması halinde evlatlıktan reddetmekle tehdit etti. Zalim kadın, ondan uzak durması koşuluyla çocuğundan gelecek para yardımını memnuniyetle kabul edebileceğini, hiç lafı dolandırmadan söyleyebildi. Çocuk, başta dişlerinin tedavisi olmak üzere sağlık giderlerini de üstlenirse eğer, elbette onu da geri çevirmeyecekmiş.

Muhabirimizin “Bu kadar canavar olmayın” şeklindeki ısrarlı ikazlarına aldırmadan “Ben kendime dönmenin anası dedirtmem” diye çığlıklar atan Saime, yine ısrarlar üzerine çocuğunun mahalle sınırları dışında arkadaşlarıyla vakit geçirmesine ise “Olur belki ama bizim oralara gelmesinler” diyerek açık kapı bıraktı.

“Çocuğunuz travesti olsaydı ne yapardınız?” tahmin edebileceğiniz gibi Saime tarafından cevaplandırılan soruydu.

Aktivizmle uğraştığı için başını kaşımaya vakit bulamadığını belirten Başak, çalışmadığı yerlerden çıkan ters bir soruyla şoke oldu. Başak “Travesti nedir?” sorusuyla uğradığı kamyon kazasına, “Hadi yavrum kemiiiik!” şeklinde nağralanarak tepki verdi. Fırlattığı zarların pencüse gelmesi üzerine uzun uzun düşündükten sonra Başak, muhabirimize “E şıkkı olsun” dedi.

Bir uykudan mı uyandırılmıştı, yoksa hala uyuyor muydu net olarak anlaşılamayan Yusuf ise, artık ne alakaysa, sektörel daralmanın istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinden dem vurdu. Oysa, muhabirimizin de tane tane sözcüklerle ifade ettiği gibi, soru gayet kısa ve öz: “Sizce trans nedir?” Arada kutuplarda olmayı istediğine dair parça tesirsiz bir lakırdı ettiyse de, bu sözleriyle, soruyu mu sorduğu yoksa, kaldığı yerden devam ettiği rüyasına dahil bir repliği mi sayıkladığı açıklığa kavuşturulamadı.

Yayında ve yapımda emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bir başka nabız yoklamasında buluşuncaya kadar hoşçakalın. ALINTIDIR …

1622123_10152159515004503_4028188854932061421_n

Travesti , tez yazma üzerine tezler yazarlar !

Bizim sık sık tez yazmak isteyen ziyaretçilerimiz olur. Aslında hepsinin tezinin konusu travesti kendileridir. Şöyle bir konuşma hayal edebilirsiniz:

- İyi günler efendim. Ben filanca üniversitede okuyorum. Translar ne yer? Ne içer? Nereye sıçar? Boku ne renktir? Saçlarının kök hücreleri ne cinstir? Kıçlarında ne kadar kıl biter? Bunları öğrenmek istiyorum. Bu dersim için çok önemli.

- Done biz miyiz? Aslında düşünürsek, hepimiz biraz doneyiz. Hiç kendimizden dışarıya çıkmasak, biraz daha kolay yazarız yazacaklarımızı.

- Yok efendim. Ben heteroseksüelim. Sizlere saygım var. Ama tezimin konusu bu olduğu için bu görüşmeyi yapmam gerekiyor. Bu benim için çok önemli.

- Anladık, anladık. İnşallah tezin on santimle başlar, yirmi santime kadar bulursun. Gel lan, sor ne soracaksan. travesti

- Siz de herkes gibi yedi yaşında mı hissettiniz?

- Evet. Nerden bildiniz? Hani ilk görüşmeci bendim? Sorduğu sorunun cevabını da biliyor ayol. Neyse sor yavrum.

- Göğüsleriniz silikon mu?

- Niye söyleyeyim bunu? Yani bu soru nereden geldi?

- Çok merak ediyorum. Tezim için önemli.

- Silikon. Doktora yaptırdım.

- Hangi doktora. Telefonunu verebilir misin?

- Ya tez için telefona ne gerek var? Öyle şey mi olur?

- Hangi hormonları kullandınız? Bana isimlerini verebilir misiniz? Hangi eczanede satılıyor?

- Bunu söylemek zorunda mıyım? Evet, karanlık dünyadan alıyoruz bu hormonları. Bunu neden soruyorsun?

- Tez için soruyorum efendim. İlk kıyafetlerinizi ne zaman giyindiniz? Orospuluktan başka çare yok mu? Üniversiteli translar var mı? Onlar da mı orospuluk yapıyor? Translar için hiç iş alanı yok mu? Hangi ilaçları kullanıyorsunuz? Gerçekten kendinizi kadın gibi hissediyor musunuz? Çok güzelsiniz. Kadın gibi olmuşsunuz. Tezim için çok önemli bütün bunlar. Sikiniz de kalkıyor mu acaba? Sormam gerekiyor. İlaçları kullandıktan sonra sikiniz kalkıyor mu?

- Evet bütün bu soruların tezin için çok önemli olduğunu biliyorum. Aslında belki imparatorluğun ilk temellerini atıyorsun bu sorularla. Sor bakalım. Sor söyleyeyim hepsini. Anlatayım. Şurada, köşedeki eczaneye gidiyorsun. Hayriye Abla derler, üç lira fazla veriyorsun, hormonunu alıyorsun. Kör Mehmet var aşağıda, iğneci, o vuruyor iğnemizi. İğne parası biraz fazla tutabilir. Bunlar tezin için lazım. Not etmezsen unutursun. Kılsavar Necmiye’ye de epilasyona gideriz. O da sizdendir, pardon, o da vaktiyle tez hazırlamış sizin gibi. Ama tezden sonra kıl alma işinde şansı yaver gitti. Sizin gibi gayet beyefendi biridir.

Tezveren imparatorluğu

Gelirler, her şeyi sorarlar. Bakış normal, algı normal, dışkı normal gibi her şeyi işaretleyip giderler. Lan geri zekalı. Bu soruları bana nasıl sorarsın? Ben kobay mıyım? Sanki fareyim. Yıllardır ne yiyip ne içtiğime kadar sordunuz. Saçımdan kıl kökü örnekleri aldınız. Meni örneklerimi aldınız, DNA’mı aldınız. Farketti mi? Fark, esnekliği. Daha çok kullanırsan, daha çok esnetirsin. Başka bir fark yok.

Bunlarla görüşmek de zordur anam. Bir sonra, bir kıza da müşteri olarak gidecek. Orospu çocuğu. Ne yaptığını öğrenecek. Sonra da ne olacağı belli.

Bazıları böyle kabul ediyor. Okuya yaza… Bunları da anlamam. Ben yedi yaşında oturuverdim tüm gerçekliğe. Bazıları da okuyarak yazarak kabul ediyor. Okur yazarını da ilk defa görüyorum. Yeni çıktı bunlar. İnternetten öğreniyorlarmış. Biz parktan öğrenirdik imparatorluk kuracağımızı. Hamamlara giderdik, sinemalara giderdik, buluverirdik birbirimizi. Akın akın dolardık. Bir grup oluştururduk, fırtına gibi bir grup.

Bu imparatorluğu kurmak için birlikte yola çıktığım yoldaşlarımın hepsi öldürüldü. Bir ben kaldım. Benim yaşımda kraliçe yaşamaz biliyor musun? Aslında öldürüleceğini bilirsin, kraliçe olduğunda. Kraliçe olursun ama öldürülürsün. Her kraliçe öldürülür aslında. Evet her kraliçe öldürülür. Yatağında ölmez. Kraliçe olmak için aslında öldürüleceğini kabul etmen gerekir. Bazıları bu gerçekliği kabul etmekte zorlanır. Tez yazdıklarını söylerler. O anketlerin her sorusunun cevabını bilirler aslında. Kraliçe olduklarında, öldürülecekler. Benim yaşıma kadar yaşayabilmiş çok az kraliçe vardır. Çoğu 20’li yaşlarında ya TEM’de ölür ya da iş kazasında savaşırken ölür. En fazla savaş zayiatı, travestiler içindeki savaşçılardan çıkar.

ALINTIDIR …

ak-lgbt-ak-partiyi-iceriden-donusturecegiz-23033-669x321

Travesti , Destur Ak ibneler geliyor !

“AK Parti LGB travesti Bireyleri” adlı grup,  AKP’nin birçok mitinginin yanısıra, İstanbul ile Ankara arası mesafeyi 3,5 saate düşüren Yüksek Hızlı Trenin açılışına katılmış ve fotoğrafları twitter hesaplarından paylaşmıştı.

7 Eylül Pazar günü “uyuşturucuya hayır” yürüyüşü yapmaya hazırlanan AK LGBT’lere KAOS-GL yazarı Deniz Deniz’den eleştiri geldi.

KAOS-GL sitesinde “Destur! Ak ibn.ler geliyor!” başlıklı bir yazı kaleme alan Deniz, “Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar.” yorumunda bulundu.

“Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi.” diyen Deniz, Tayyip Erdoğan’ın eşcinsellere karşı tutumuna da değineren AK LGB travesti üyelerinin bu politikalara sessiz kalmasını eleştirdi.

Deniz Deniz şunları yazdı:

“Efendim sosyal medyada iftar sofralarıyla kendilerini duyuran bu arkadaşlar nihayet ilk eylemlerine de imza atacaklarmış. Ak LGBT Bireyleri toplumumuzun kanayan yarası uyuşturucuya karşı Beyoğlu’nda yürüyüş tertiplemişler. Vay be, şu toplumsal hassasiyete bakar mısınız? Dikkat edin, mesela homofobiye karşı veya trans bireylere yönelik ayırımcılığa karşı ve dahası mesela son kurbanı Figen olan LGBT bireyler arasında giderek artan intihar vakalarına falan dikkat çekmek için değil uyuşturucu sorunu için yürüyorlar. Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar. Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi. Eylemlerine diğer LGBT örgütlerini de çağırmışlar. Umarım yüksek düzeyde katılım olur ama diğer örgütlere mensup ve sosyal medyada sarılı sigarayla yaptıkları “kafam bi dünya” modundaki paylaşımlarıyla ünlü bazı aktivist arkadaşların da bu eyleme iştirak etme ihtimalini düşündükçe, ahanda buyrun yine gülme krizine giriyorum.”
Facebook’ta kurduklarını söylüyor. 30 Mart yerel seçimlerde AK Parti başarısını kutlayan üç kişi olarak böyle bir grup kurmaya karar verdiklerini dile getiren Güneş, sayılarının kısa sürede bine yaklaştığını dile getiriyor. Aralarında doktor, avukat olduğu gibi imamlar da var. AK LGB travesti üyeleri Başbakan’ı çok seviyor. Hakkındaki “hırsız” suçlamalarına kesinlikle inanmıyorlar. Güneş, “Onu sadece kalbimizi çalmakla suçlayabiliriz” diyor.

Ak Parti’nin LGBT politikalarını ise şiddetle eleştiriyorlar. Amaçları Ak Parti’yi dönüştürmek. Başörtüsü sorununun 10 yılda çözüldüğü bu toplumda çok da aceleleri yok. Üstelik sevgilileriyle elele gezebilme imkanına da AK Parti döneminde kavuştuklarını söylüyorlar. Güneş; “Elbette mücadele eden eşcinsellerin katkısı büyük ama ülke yönetimi istese bu konuda daha sert tedbirler alabilirdi, almadı.”

GÜNAH OLABİLİR AMA …

Kendilerine en çok eşcinsel yaşamla dindar yaşamın birarada yürümeyeceği yönünde eleştiriler geldiğini söyleyen Güneş, “Eşcinsel yaşam günah olabilir. Ancak pek çok insan içkinin günah olduğunu bilerek içki içmeye devam ediyor. Önemli olan imandır. Lut kavminin lanetlenmesi de eşcinsel ilişkiden çok çocuklara, havyalara tecavüz gibi sapıklıklardır” diyor.

GEZİCİ SANINCA KÖTÜ DAVRANDILAR

Melih Güneş mitingde nasıl tepkiler aldıklarını şöyle anlattı; “Polis bizi “Gezici” sandı ve kötü davrandı. Kimi vatandaşlar da bayrağın PKK bayrağı olduğunu düşündü. Kendimizi tanıttık. O vakitten sonra sadece gülüşmeler oldu. Ama bir taraftan da orada olduğumuzu gören LGBT arkadaşlarla tanıştık. Bayrağı adeta Başbakan’ın gözüne sokarcasına salladık. Gördü ama bir şey söylemedi. Bir şey söylememesini olumlu karşılıyoruz. Bu şekilde mücadeleye devam edeceğiz. En önemli sosyal projelerimizden biri muhafazakar eşcinselleri kötü niyetli LGBT’lilerin bulunduğu ortamlardan çekip kurtarmak.

00000

Travesti , 1 Eylül ‘de herkesi alanlara çağırdı !

Kendini Kürdistani LGB travesti İ örgütleri diye tanımlayan Amed (Diyarbakır) Keskesor LGBTİ Oluşumu, Dêrsim (Tunceli) Roştîya Asmê LGBTİ Oluşumu, Qers (Kars) Homofobi ve Transfobi Karşıtı Platform, Dîlok (Antep) ZeugMadi, Meletî (Malatya) Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gençlik İnsiyatifi, İstanbul Hevî LGBTİ İnsiyatifi oluşturdukları Kürdistan LGBTİ Platform adına 1 Eylül Dünya Barış Günü’ne dair ortak çağrı metin yayımladı.

Kürdistan LGBTİ Platformu, heteroseksist, ataerkil, erkek egemen anlayışın LGBTİ ve kadın katliamlarını durdurmak için, heteroseksizme, emperyalizme, savaşa, faşizme, militarizme karşı 1 Eylül’de alanlara çağırdı.

Yüz binlerin bu yıl da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde alanlarda barış, özgürlük ve kardeşlik taleplerini dile getireceğini belirten Platform, “Onurlu bir barış onurlu bir direniş çizgisi temelinde olur. Yaşasın halkların onurlu direnişi ve barış mücadelesi “dedi.

Hükümet’in, Kürt sorununda askeri ve siyasi saldırılarla sürdürdüğü savaş çizgisinin yeni ve daha derinleşmiş bir çatışmayı ortaya çıkardığını ancak tüm bunlara karşı barış umudunu ayaklar altında ezdirmeyeceklerini vurgulayan Platform, savaşın yarattığı şiddet ve yıkıma dikkat çekti:

“Savaş LGBTİ’lere ve seks işçilerine ağır bedeller ödetiyor”
“Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyada silahlar konuştukça kadınlar, LGB travesti İ bireyler, çocuklar, yoksullar başta olmak üzere bütün insanlar ağır bedeller ödüyor. Şengal’de, Rojava’da, Filistin’de, Suriye’de, Irak’ta tüm Ortadoğu’da insanlık kitlesel biçimlerde katlediliyor. Amerika’da siyah halka yönelik saldırılar, Çin’de Uygur Türklerine yönelik zulüm ve soykırım devam ediyor. Başta Dîlok (Antep), İstanbul, Mêrdîn (Mardin), Gumgum (Maraş) olmak üzere Suriyeli mültecilere karşı nefret saldırıları güm geçtikçe artıyor. Seks işçileri Kürdistan ve Türkiye’de baskılara maruz kalıyor, intihara sürükleniyor, katlediliyor. Mersin, Antalya, Amed (Diyarbakır) başta olmak üzere dört bir yanda translar eril zihniyet tarafından tecrit edilmeye çalışılıyor. Barıştan kastımız sadece ülkelerin savaşmaması değil, LGBTİ’lere, seks işçilerine, mültecilere toplumsal psikolojik sistematik savaşa dur diyoruz.”

Kadınların egemenler tarafından “savaş ganimeti” olarak görüldüğünü, şiddetin en ağır biçimine maruz kaldığını, pazarlarda satılan kölelere dönüştürüldüğünü hatırlatan Platform açıklamanın devamında şunları vurguladı:

Heteroseksizme ve savaşa karşı alanlara
“Heteroseksizme, emperyalizme, savaşa, faşizme, militarizme karşı sömürgeci zihniyetten hesap sormak için,

“Direnen Kürt, Arap, Ezidi, Alevi, Ermeni haklarıyla dayanışmak, halkların barış içinde özgürce yaşama hakkını savunmak için,

“Heteroseksist, ataerkil, erkek egemen gericiliğin LGB travesti İ ve kadın katliamlarını durdurmak için,

“LGBTİ intiharları politiktir, #FailiDevlet demek için,

“Halkların arasındaki mezhep çatışmalarını kışkırtanlara karşı,  halkların kardeşlik ve barış taleplerini haykırmak için,

“Şengal, Rojava, Kobane, Filistin başta olmak üzere Ortadoğu haklarına yönelik geliştirilen katliamlara, Kürt halkının devrimini boğmak isteyen emperyalist ve işbirlikçilerine, kimi emperyalist güçlerin ve AKP’nin destekleyip mazlum halkların üzerine sürdüğü çetelerin uyguladığı vahşete dur demek için 1 Eylül’de ülkenin dört bir yanında düzenlenen yürüyüşlerde, eylemlerde, mitinglerde buluşalım.”

00

Travesti , esnaf da saldırılara ortak !

Seks işçisi dönük ahlakçı ve transfobik saldırılara bir yenisi daha eklendi. Diyarbakır’da travestiler linç edilmek istendi. 20-30 kişilik bir grup zorla trans kadınların evlerine girmek istedi. Translar linç edilmekten kıl payı kurtuldu.
“Saldırganlar transların evlerine girmeye çalıştı”
“Ofis’te trans kadınların kaldığı bir evin kapısı gece 2 buçuk sularında çalınıyor. Kızlar kapıyı açtıklarında tanımadıkları bir adam, bir isim soruyor. Kızlar da o ismin orada olmadığını söyleyip adamı yolluyorlar. Meğer bu adam kızların o gece evde olup olmadığını öğrenmek için gelmiş. 15 dakika geçmeden 20-30 kişilik bir grup evin önünde toplanarak kapıyı zorluyor. Bir kısmı da apartmana girerek; iç kapıyı yumruklamaya başlıyor. İçeri girmeye çalışıyorlar.”

Esnaf da organize saldırılara ortak
Öykü, saldırganların çoğunu daha önceden tanımadıklarını ancak aralarında civardaki esnaftan kişilerin de olduğunu söylüyor. travesti  saldırı esnasında polise haber veriyor. Diyarbakır Emniyet’i çok az polis göndermekle yetiniyor. Polisin saldırganlara müdahale edememesi üzerine; translar takviye ekip istiyor. Gecenin sonunda saldırgan grup bir şekilde dağılıyor. Ancak grubun bir kısmı hızını alamayıp trans kadınların yaşadığı diğer evlerin de kapılarını çalıyor, tehdit ediyor.

Öykü, bu saldırıların planlı ve organize bir şekilde yapıldığını söylüyor: “Travesti yaşadıkları evler önceden tespit edilmiş. Bu saldırılar çok organize. Biz şu anda çok tedirginiz.”

“Geylerle sorunumuz yok, işi ticarete dökmesinler!”
Saldırının ertesi günü civardaki esnafla görüşen Hebun LGBT aktivistleri, saldırının seks işçiliğine dönük ahlakçı bir saldırı olduğunu düşünüyor. Öykü’nün aktardığına göre civardaki esnaf, “Herkesin yaşamı kendine. Bizim geylerle, travestilerle sorunumuz yok. İstedikleri gibi yaşasınlar. Ama işi ticarete döktüler mi istemiyoruz. Buralarda öyle şeyler istemiyoruz” diyor.

“Saldırılardaki artışın sebebi muhafazakarlaşma”
Seks işçisi trans kadınlara dönük saldırılar özellikle son dönemde artmış durumda. Pembe Hayat LGBTİ’den trans aktivist Buse Kılıçkaya bu artışın sebebinin muhafazakarlaşma olduğunu söylüyor.

Tarlabaşı, Harbiye, Mersin ve Diyarbakır’daki saldırıları değerlendiren Kılıçkaya, “Sağ ya da sol fark etmeksizin siyasete hakim olmuş bir muhafazakarlaşma ve ahlakçılık söz konusu. Bu ahlakçı ve muhafazakar yapıların politikaları nefret saldırılarını besliyor. Özellikle trans seks işçilerinin metropoller dışındaki yerlerde de kendilerini göstermeleri, görünür olmalarıyla birlikte bu saldırılar da iyice görünür oldu” diyor.

“Nefrete karşı herkes kendini sorgulamalı”
Sistemin kendinden olmayanı öldürmek, yaşam hakkı tanımamak üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Kılıçkaya ekliyor:

“Bütün bu nefret sisteminde, bu toplumsal yapıda saldırıların olmasının önüne geçmek ancak ve ancak ahlakçı politikaları bırakmakla olur. Seks işçisi trans kadınlar hem bu seks işçiliğine karşı ahlakçı saldırılardan hem de transfobiden nasibini alıyor. İkili bir yok etme yöntemi uygulanıyor. Her iki saldırıya karşı da; nefret ve linç kültürünü yok edecek politikalar lazım. Bu noktada da sağ veya sol demeksizin bütün siyasi partiler kendilerini, ahlakçılıklarını ve transfobilerini bir kez daha sorgulamalı.”

000

Travesti , çark alanında beklerken gasp edildi !

Ankara’nın gözlerden uzak bölgelerinde, her gün insanı hayretlere düşürecek bir olay meydana geliyor. Bunlardan biri, geçtiğimiz günlerde travesti Sedef’in başına geldi. Sedef’in cüzdanının içindeki para, polisin gözü önünde el değiştirdi. Polis, gaspçının olay yerinden uzaklaşmasına seyirci kaldı.
Pembe Hayat’tan Yusuf Al ve Geni Met seks işçisi trans kadın Sedef ile gasp edilmesi ve polisin seyirci kalmasını konuştu.

Olay, seks işçiliği yapan trans kadınların Etlik’teki çark alanında geçtiğimiz hafta Çarşamba akşamı (13 Ağustos), geç saatlerde meydana geldi. Çark alanında beklemekte olan Sedef, müşteri gibi yaklaşan bir gaspçının saldırısına uğradı. Sedef’in başına sert bir cisimle vurduktan sonra çantayı kaparak uzaklaşan gaspçı, içindeki cüzdanda  bulunan yaklaşık 700 lira tutarındaki parayı aldıktan sonra geri geldi ve çantayla birlikte cüzdanı fırlatarak kaçmaya çalıştı.

Sedef, uğradığı saldırının şokunu atlattıktan sonra bağırarak devriye görevinde bulunan polislerden yardım istedi. Bağırışlar üzerine olay yerine gelen polis, o sırada arabasıyla kaçmaya çalışan gaspçıyı yakalamak yerine, prosedürü hatırlatarak Sedef’ten dilekçeyle karakola başvurmasını istedi. Polis, ayrıntılı bir eşkal tarifi olmadan harekete geçemeyeceğini söyleyerek yardım talebini reddetti ve gaspçının kaçmasına göz yumdu.

Sedef, başından geçenleri Pembe Hayat muhabirlerine şöyle anlattı:

“Param, polisin yanı başında gasp edildi. Çantam çalındıktan sonra çığlık çığlığa polisten yardım istedim. Adam o sırada henüz uzaklaşmamıştı. Arabasını çalıştırmakla uğraşıyordu. Polise, paramı çalanları gösterdim ve yakalamalarını istedim. Polis benim yardım talebime karşılık, bir dilekçeyle karakola başvurmam gerektiğini, detaylı bir eşkal tarifi olmaksızın harekete geçemeyeceğini söyledi. Usül böyleymiş. Kendisini uyardım: ‘İşte arabası. Kaçmaya çalışıyor. Eşkal tarif etmek yerine kendisini gösteriyorum’ dedim. O, bana arabanın markasını, rengini, modelini ve plakasını sorarak karşılık travesti veriyor. Biz bunları konuşurken, gaspçı da önümüzden geçip gitti ve kayıplara karıştı.”

Peki,travesti Sedef, polisin tavsiyesine uyup, prosedür ayrıntılarını yerine getirerek şikayetçi olmayı düşünmüş mü? Hayır düşünmemiş. Kolundaki, başındaki ve vücudunun çeşitli yerlerindeki yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş darp izlerini gösteren Sedef soruya, bir başka soruyla karşılık veriyor: “Kime, kiminle, nereye, ne olarak şikayet edeceğim?” ALINTIDIR …

ibnedavasileventpiskin

Travesti , ibne kelimesine 50 bin TL ‘lik tazminat !

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGB travesti İ aktivisti Levent Pişkin hakkında 50bin TL’lik yeni bir tazminat davası açtı. Başbakan olduğu dönemde Pişkin’in attığı bir tweeti gerekçe göstererek dava açan ve davayı kazanan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı olur olmaz yaptığı ilk iş bir LGBTİ aktivistine dava açmak oldu.

Yeni açılan davada, Pişkin’in “hakaret” suçundan 1500 TL cezaya çarptırılması delil olarak gösterildi.

Basın açıklamaları hedef gösterildi
Yeni açılan davada Erdoğan, Pişkin’e destek amacıyla yapılan basın açıklamalarını da hedef gösterdi. Pişkin’in hakaret etmediğini belirten açıklamalar hakkında, “Olay farklı yönlere çekilmeye çalışıldı. Davalı sınırı aşarak ağır hakaret ederek Mütevekkil Başbakana karşı kara propagandalarına devam etmektedir” denildi.

Pişkin’e iletilen bilgilendirme tutanağında, Erdoğan’ın “onur, şeref ve saygınlığının rencide edildiği; kişilik haklarına saldırıldığı” iddia edilerek 50bin TL manevi tazminat travesti istendi.

“İbne olarak ibne kelimesini hakaret biçiminde kullanamam”
Pişkin ise daha önceki davada duruşmalar boyunca, “bir ibne olarak ibne kelimesini hakaret olarak kullanmasının mümkün olmadığını, dahası Erdoğan’a ibne demediğini” belirtmişti.

Pişkin, KaosGL.org’a yaptığı açıklamalarda ve savunmasında, “İbne” kelimesinin LGB travesti İ’lerce sahiplenilmiş bir ifade olduğunun altını çizmişti. LGBTİ örgütleri de, “İbnelik davası hepimize açıldı. Eşcinsellik/ibnelik bir hakaret değil, cinsel yönelimdir” diyerek davaya sahip çıkmıştı.

Dava nasıl başlamıştı?
Levent Pişkin, Başbakan Erdoğan’ın “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Alevi’yim” açıklaması üzerine twitter’dan “Erdoğan’dan ‘dört dörtlük ibneyim, ibneliği sizden öğrenecek değiliz’ açıklaması bekliyorum. Öptüm. #AnayasadaLGBT” yazmış, Başbakan Erdoğan da Pişkin hakkında basın yoluyla hakaret suçundan şikâyetçi olmuştu. Savunmasında “ibne”nin hakaret değil cinsel yönelim ifadesi olduğunu söyleyen Levent Pişkin ise cinsel yönelimini hakaret addettiği için Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.